Merhaba ben ferhat. yani bu sitenin yöneticisi ve sahibi. az önce nette dolaşırken bir hikaye ye rastladım. Bu hikaye bana çok garip geldi. Çünkü olaylar bana beni hatırlattı. İnanın bir an şüphelendim bile acaba o mu diye. çünkü gerçekten benim yaşadıklarım anlatılıyodu yada birileri benim yaşadıklarımı yaşadı. Neyse fazla uzatmaya gerek yok. İnşallah düşündüğün şey değildir. O olsada artık önemi yok zaten. Bu arada aşşağıdaki hikayeyi sen yazdın diyen densizler olursa en bastan cevap veriyorum. Ben yazmadım ve aslada yazmam. İŞTE HİKAYE ;

ferhat diye sewdgim biri vardı. aslında tam 1 sene boyunca birlikte olduğum biriydi. ben onu oda beni cok sewyrdu. hergün onun sesiyle uyanır onun sesiyle uyurdum. 14 şubat sewgililer gnnde biz sözlencektik. ama ben bunu dynce olmaz dedm ve ertesi gün ayrılduım. cok pişman oldum ondan ayrıldığıma. çünkü ben onu gercekten çok sewmiştim. oysa 1 senenin hakkını ondan ayrılak aldım. kimseden ah almayın. ondan snra beraber olduğum kişiler bana hep onu hatrlattı. ve artık hayatımda kimse yok. 2 seneye grdk ve benm hala kalbim onda

yine bir sonun başlangicinda hayatim, kisa zamanli kurduğum hayeller tükenmek üzere,siradan basit bir günün ardindan aşina sözler bunlar, alişkin bu duygular bu hissiyata alişti artik değil eskisi gibi biliyor artik her sonun bir başlangiç olduğunu ,çok zaman yiklildi dilemedi kimseden yardim ,beklemedi bir kelime dostundan içinde yaşadi acilari hep vurmadi sevinçleri gibi dişari bilirdi büyük acilarin babasi olmadiğini , bilirdi hep içindeki büyük aciyi; kendi büyütür kendi yok ederdi.benzemezdi sevinçlerine, sevinçleri gibi paylaşmazdi, kimse bilmezdi içindeki firtinayi bilmezlerdi verdiği zarari , şunu bilirdi kalbi vardi ve yaşamasi için temizlediği kan kadar çürük umutlarida tazelerdi onu bilir onu söylerdi bu düşünce her yokoluşun peşinden ortaya çikar hep bi başlanğica taşirdi takii kalbinden düşen kum saatinin kumarinizin rüzgara kapilana dek….

acir gibi bakti gözlerine yağmurlu bir sonbahar günü , yağan yağmur altinda saçlarinin arasindan süzülen su damlaciklari ne kadarda anlam katiyordu akarken yanaklarinda, o halini gördü bir an kirmizi işikta karşiya geçerken karşilikli yürüken bir birlerine,sadece gözler bir birini gördü kulaklari duymuyor elleri ve ayaklari tutmuyordu sadece gözler bir birini görüyordu yaninca hayatin yeşil işiği gözlerin görmediği kalabalikta kayboldu ikiside, ama nerden bilirdi bindiği otobüste ayagina bastiği o bayan olduğu, bir an düşündü fatih bu bir işaretmi yoksa tesadüfmü, kim bilir, fatih kendi duragindan 2 durak ötede indi , çünki bayan 2 durak ötede inmişti, sevdada bunun farkindaydi aslimda oda ona karşi boş bir bakiş atmamişti taşidiği kalp nedense ayağina değil kalbine basmişti sanki….
nerden bilirdi fatih sonun başlağicinin 2 durak ötesinde indiğini

gel zaman git zaman arkadaşlik ilerler peşinden sevgi ve sonunda aşk başlar artik düşünemez ikiside başka beden başka göz başka çarpan kalp, artik eskisi gibi değil ifade edebiliyorlardi aşklarini bir birlerinin yüzlerine, boş zamanlarinda genelde insanlarin olmadiği daha sakin yerler seçiyorlar böylece içlerinde bastirdilari duygulari daha seslice söyleyebiliyorlardi yine o zamanlardan birinde bir bankta gemilerin ufka doğru ilerleyişini seyrediyorlar, bir birlerine sevgi sözcükeri fisildiyorlardi ,geçen zamanin farkinda değillerdi, arkalarindan usulca bir ses yükseldi “merhaba gençler” arkalarina döndüklerinde yaşi kemale ermiş beyaz saçli,yüzünde hayatin çizgileri olan bir yaşli adam görürler.adam ” istemeden kulak misafiri oldum sözlerinize” der bunlar şaşkin bi şekilde hiç bir şey söyleyemezler adamda anlatilmaz bi tebesüm ifadesi vardir ve” anlaşilan bir birinize olan sevginiz çok büyük bu sevgiye bir ömür yetmez allah sizi ebedi dünyadada bir arada tutsun” der bunlar teşekür eder ver yaşli adam iyi günler dileyerek gözden kaybolur.
ve fatih o günün akşaminda , loş ve romantik bi yemekte cebinden çikardiği hayat baği olan yüzügü sevdaya gösterdi, sevdanin gözlerinden iki damla yaş akar, fatihin işikta durupta yagmur damlasinin yanaklarindan akişini hatirlar, sevda tered
t etmeden kabul eder. bir kaç basit hazirlik ve basit bir düğünle evlendiler..

hayat bazen bunlarin düğünü gibi basit hazirliklarla karşina çikar ama sonucu en az bu kadar aci olur.

hayattan beklentileri olan bir çift olmuşlardi artik,her şey yolunda ikiside çalişiyor ve durumlari her geçen gün daha iyiye gidiyordu. evliliklerinin 4 yilina gelmişlerdi, fatih bunu ona en masumane duygularla ifade etmek hatirladiğini hissetirmek istiyordu o gün işten erken çikti iyi bir akşam yemeği ve anlamli bir 4. yil hediyesi almak için.sevdada unutmamişti oda izin alip fatih`e hayatina girişinin 4 yili için bi şeyler yapmak istiyordu.fatih önce fazla lüks olmayan ama ilk yemek yedikleri yerde bi randevu aldi devaminda hediye alacakti ama ona duyduğu sevgi karşisinda hiç bir hediye anlam kazanmiyordu , yürürken yolda gözü bir antika dükkanindaki iki kalpten oluşan minik bir kum saatine takildi gözü bir an o yaşli adam aklina geldi ve yaşanan hayatin sevdaya olan sevgisine hiç bir zaman yetmeyeceğini düşündü ve bu kum saatini aldi güzel bir paket yaptirmişti kirilmamasi için özlenle ve dikkatlice paketlenmesini istedi. işte olmuştu sevgisini anlatacak bir hediye. hizlica dükkandan çikti yolun karşisinda buluna taksi duragina geçmek için arabalari bekliyordu bir türlü geçemedi karşiya trafik yoğundu ve kulağina uzaktan siren sesleri geliydu ve sesleri daha net duyuyordu ve sanrim bir kaza olmuş ambulansa yol vermek için arabalarin kenara çiktiğini görür ve ambulans hizli bir şekilde önünden geçer , fatih karşiya geçer, taksiye biner ve evine gitmesini ister yol yari olmuştu fatihin telefonu çalmaktadir . iki kelime çikar ağzindan “alo ve evet” mütiş bi sesizlikten sonra taksiye acil hastaneye gitmek istediğini söyler, hizli bir şekilde hastaneye girer ve ilk gördüğü görevliye” biraz önce gelen hastayi sorar acilde olduğunu öğrenir koşmaktadir uzun kolidorlu hastanede acile geldiğinde doktorla yüz yüne gelir ama sorduğu sorulara cevap alamaz doktor kafasini eğer ve başiniz sağolsun der fatihin elinde bulunan hediye paketi düşer ve açilir aldiği hediye kirilmiş ve kum taneleri yayiliştir. zaman artik fatih için durmuştur . ve iki damla yaş süzülür yanaklarindan, ne tesadüfki fatihin hayatindaki göz yaşlarindan biri hayatin anlamini bir diğerki ise sonun başlangicini ifade ediyordu……….
sevgiliye duyulan aşk hiç bir zaman dilimine siğmaz
ferhat şimdi sevdasina kavuşmak için sonun başlangici olan ebedi dünyayi bekliyor……..

Kimine göre komik kimine göre gözyaşi…ardinda hep bir aci birakir asklar..Sense benim kiyamadiğimdin.Seni yagmurlar altinda tanimadim belki,belki cok güzel çarpici bir hikayemiz yoktu ama ben seni uçurumun kenarinda buldum ve yüreğimi actim sana,basit asklarin yasandigi sevgilerin çikara döndüğü ve insanlarin insanliğini yitirdiği bir ortamda tanidim seni çekip çikarmak istedim seni ordan çünkü biz gercektik sanal kal istemedim… Yüzündeki hüzün burukluk bagladi beni sana ve bur öyle birseydiki konuştukça büyüyen,büyüdükçe alişilan,alişildikça vazçelimeyen bir hal aldi… Onu görmeliyim diyordum kendime gözlerine bakmaliyim belkide hiç birakmamaliyim…Birgün yine beni aramiştin sesindeki o titreme dikkatimi cekmşti ona kalbimdekileri söylemiştim sende birseyler var ya bugünle ilgili yada gecmişinle ilgili…birinden yada birilerinden darbe almişsin içini hatirladikça acitan bi yara var ve hiç kapanmayan…hissetiklerim sadece bunlardi,önce susmuştu sonrada beni iyi tanimişsin demişti kalbim belki cabuK aldanirdi ama hissetiğinden şaşmazdi yaniltmazdi beni bundan emindim.Yolunda gitmeyen birseyler vardi içimi acitiyordu .Odamda annemle oturuyorduk ve o aramişti yarin görüşelim demişti biraz heyecanlanmiştim bilmiyorum neden ve annem bana cok gülmüştü hatirliyorum deli kizim sen şimdi uyumazsinda demişti ve dedigini oldu o gece hiç uyumadim bu bir erkekle ilk görüşmem değildi tabikide ama sabahi zor ettim sonuçta.Akşamina görüştük ona ogün alişmiştim elimde değildi sanki güzel bi beraberliğin baslangiciydi bu görüşme,deniz kiyisina gittik konuştuk hayattan insanlardan dost sandiğimiz kişilerden ordan burdan üşümüştüm biraz onunda üşüdüğünü hissedebiliyordum üzülmüştüm bebegim gibi bakiyordum ona nedendir bilinmez…günler günler…telefonda konusuyorduk firsat buluncada görüşüyorduk biraz huzursuzda bir okadarda durgun bense cok mutluydum onun yaninda,birgün bana evli oldugunu ve bir çocugu oldugunu söyledi donakalmiştim ne yapmam gerektigini bilmiyordum alişik olmadigim bi durumdu bu beni nedendir bilmem cok ta yikmamişti ve ona dünyanin en tatli babasi oldugunu söylemiştim eşinden ayri oldugunu ve uzakta oldugunu anlaşamadiklarini söylediginde daha rahattim çünkü karisini seven ve benim yanimda vakit geciren erkek pozisyonu benim canim sikabilirdi. Hatalar insanlara mahsustur belliki evliliğini bir hata olarak görüyordu herkesin basina gelabilirdi bu yadirganacak bişey degildi kesinlikle hem ona bu kadar bagliyken pekte aldiriş etmedim cünkü karsimizda aşilmasi zor bir engel yoktu ama azda olsa kafam bulanmişti varsayim üzerine hicbirzaman mutluluk kuramazdik zamana biraktim.. Bana bunu söylemek için sabaha kadar uyumadigini cok düşündüğünü söylemişti ve hatta onunla birdaha görüşmek bile istemeyecegimi…bence o yasanmaya degerdi vazgecmedim birdaha görüştüm ve bidaha bidaha…Artik hergünüm onunla geciyordu o olmasada onu yasiyordum yoklugu bile varligini düşündüğümde beni mutlu etmeye yetiyordu küçük şeylerle hep mutlu olmasini bildim umudumu dipsiz kuyulara atmadim hiç…Onu seviyordum tanidikca baglaniyordum beni kiskaniyor ve zarar gelmesini istemiyordu farkindaydim onu hiç üzmek kirmak istemiyordum oda cok hassasti benim gibi hergünüm onunla gecsin istiyordum geceleri uyndigimda aklima ilk gelen o oluyordu cünkü herkes uyurken o çalişiyordu.. Birgün denizin karanliginda otururken bana kizindan bahsetmişti resimlerine bakmiştim cok tatliydi mutlu oluyordum tüm hayatina saygi duyuyordum sevmek bi yerde saygi duymakti biliyordum sanki bir yandanda üzülüyordum bilmem neden… Ne olursa olsun ondan vazgecmeye niyetim yoktu ve birgün oldu bana birbirimizi kandirmayalim bunun bir sonu yok dedi 2 ayda olsa 2 senede olsa bitecek dedi anlamiyordum bunu bana simdimi söylüyordu inanmak istememiştim ama sewgim kadar gercekti ben herseyi kabullenmişken neden bana bu aciyi çektiriyordu sanki,ben belkide yanliş yapiyordum gercekleri görmek istemiyordum gözüm kör olmustu sanki.Tanrim bu bir oyunsa daha fazla uzatamazmiydin bu oyunu sana dua eder olmustum.Beni ewe birakana kadar tek kelime etmedik biz susmuştuk sarkilar konuşuyordu gitmek bile istemiyordum suskunluga ragmen nefes alamiyordum tikanip kalmiştim nefes alamiyordum sanki dokunsalar aglayacaktim konusacak o kadar cok sey vardiki bişeyler yarim kalmişti hissedebiliyordum bana hadi git işim var deyip duruyodu işi falanda yoktu aslinda git dedi durdu kovarcasina ilk kez kendime bu kadar küçük düşmüştüm bana defalarca git demesine ragmen gidemiyordum beni böyle göndermemesi için yalvarmiştim resmen elini tutmuyordum tutmuyordu kaciriyordu susma diyordum susuyordu bunda benim sucum neydi neyin bedelini ödüyordum cok sevmeminmi ona inanmaminmi anlamammişti kalbim sadece git uzatma diyordu ağlamayacaktim kendime olan sözümü tutamadim eve gelene kadar agladim evdede agladim.bebegim bu hikayemizi 5.kadehim olan şarabimla yaziyorum keske beni biraz anlasaydin ugrunda neleri göze alabilecegimi ve bu degerde neleri feda edebilecegimi…içimdekileri duygulari tam anlamiyla yazamayacak kadar acizleştim şuan kalemim elimden düşüyor üşüyorum yagmur başladi … Seni günesin hic birzaman dogmadigi bir anda tanidim,yaşadigimi hissettigim bir anda gittin benden,,,şimdiyse ben seni buldugum yerdeyim kirli yüzler kirilmiş kalpler sokagindan geciyorum..Yerin bende ayni kalirmi bilmem ama birgün gelsende sana git demeyecegim bunu bilesin senin bana yaptigini ben sana yapmayacagim…yagmur yagiyor ve pekte kendimde degilim vakit gece yarisi bense karanliga inat sensizlige inat içiyorum ve agliyorum ve birsey daha gözyaşlarim için yagmurdan özür diliyorum..

Seni özlüyorum ama yoksun…
Kat be kat büyüyor sevgim her aklıma geldiğinde

Bitmemiş bir hikaye benimkisi
Son mısraları yazılmamış bir siir
Sıçrayarak uyandığım eksik bir rüya
Sonunu hiç kimsenin bilmediği yarım bir masal belki de…
O kadar çok yaşanmamışlık var ki…
Yaşanamayan öyle çok güzellik var ki…
Yerine hiçbirsey koyamadığım öyle çok şey var ki…
Senin asla anlamadığın benimse asla anlatamadığım…
Öyle çok yalan söylediler ki bana…
“Tarih tekerrürden ibaret” Miş..
“Zaman herseyin ilacı”ymış..
Bak yalanmış hepsi…
Ne o ilaç olan zaman çare olabildi
Ne de benim kısır döngüm tekerrür etti
Hiçbirşey ne seni getirdi ne de bana seni unutturabildi…
Sadece inandığım inanmak istediğim her yalan beni defalarca incitti…
Kaybettim umudumu…
Dipsiz hayallerden vazgeçtim
Bak artık rüya görmüyorum…
Bomboş bakıyorum insanlara…
Hayata tutunmak için sebebim yok artık…
Keşkelerimle boğuşurken kendimden nefret ettim…
Bitmedi kendimle derdim…
Yakınım uzak uzağım imkansız şimdi…
Güzel tarafı ne biliyor musun?
Yıldızlar hala orada durmuş bana senin gibi gülümsüyor…
Ve sen…
Sen yine her zaman olduğun yerdesin…
Hiçbirsey duymadın bilmedin…
Beni HİÇ AMA HİÇ sevmedin
Ama ben biliyorum ki duysan da anlayamayacağın her haykırışta biraz daha boğuklaşıp kaybolan bir sesti benimkisi…

O yüzden anlamanı beklemeden sevdim seni

sensizliğe hükümlü bahar gecelerinde,
elimdeki içki kadehlerine bin umudu yükleyip yudum yudum içiyorum.
içkiden değil,özlemden sarhoşum ben.
başımın dönmesine aldırmıyorum da…
bu kalp ağrısı öldürecek beni.

yüreğimin yerinde kocaman bir taş var.
bu ağırlığı taşımak kolay mı sanıyorsun ?
bırakıp gidişlerine değil,
sensiz günlere sitemim…

öyle vurgun yedi ki yüreğim,
ben artık iflah olmam.
geçsede zaman, sanmam ki geçsin bu yara.
bu yarayla da yaşar giderim; ama ,
ilacın sen olduğunu bildikten sonra sensiz olmayı kabullemiyorum…

kaybedilmiş günlerin günlüğünü tutmaktan bıktım anlıyormusun?
seni beklemenin hesabını yapamıyorum artık.
şimdi kaybedilmiş mevsimle başladı.
bir de buna nasıl dayanacak kalbim.?

ben baharın bu aşka tanık olamsını isterdim.
bu kentte baharı seninle yaşamak isterdim
pencereyi açıp buram buram çiçek kokusu çekmek.
her bir güneş ışığının,tenimin gözeneklerinden girip içime akışını hissetmek isterdim…

yine de adın eksilmiyor dilimden.
adını ezberletmediğim bir tek sokak kalmadı.
nereye gitsem seni de götürüyorum.
seninle uyuyup seninle uyanıyorum.
ahh , nasıl özlemişim seni nasıl A..M…
alev alev yanıyor hasret içimde.
ve ben bu yangına bir damla su bulamıyorum.

gelmelisin bana gelip söndürmelisin bu ateşi.
ancak o zaman bitecek bu işkence.
sensizken yazdığım günlükleri toprağa gömeceğim çıkmamak üzere.
sevdamız ertelenmeyecek…
çünkü bitmeyecek bir aşkın gönüllüsüyüm ben.
yaktım gemileri , sevdamın dönüşü yok.
ben bu yolda yürüyorum…
geleceğin güne kadar yalnız,
geldikten sonra birlikte…..

beni yalnız bırakmayacağını biliyorum.
ama gecikme…
bir kayıp bahara daha dayanabileceğimi sanmıyorum

Dün gece şehre yağmur yağıyordu
Yüreğime ise yalnızlık..
Karanlık odamda
Sana yazdığım tüm şiirleri okuyunca
Yağmura eşlik etti gözbebeklerim
Islanmıştı düşlerim ve üşüyordu ellerim
Ağladığımı bir bilsen
Gelirdin biliyorum
İşte ağlıyorum Ekim yağmurlarına karışıp
Hani nerdesin ?

Avuçlarımda sana açan tomurcuklarım yanıyor
Ciğerlerimde ise sevdan…
Küllere döndü içimdeki yangınlar
Düşüncelerimi esir aldı intizarınla yanılgılar
Yanıyor tüm umutlarım
Yandığımı bir bilsen,
Gelirdin biliyorum
İşte İbrahim gibi ateşlerde yanıyorum
Hani nerdesin?

Yoksun işte
Meriç nehri durgun sanki akmıyor,
Deniz suskun sanki bana ağlıyor
Kalemim sustu, sensiz her gece sanki ölüme pusu
Hayatımın son deminde akbabalar üşüştü düşlerime
Ölüme koştuğumu bir bilsen,
Gelirdin biliyorum
İşte hücrelerimden kanım çekiliyor
Hani nerdesin ?

ŞEHİDİM ANNEM

Davullarla, zurnalarla uğurladın beni Asker Ocağına, elimde bir valiz, bir de ceketim vardı.

Kalın kazaklarımı koymuştun; oğlum oralar soğuk olur, üşütme diye.

Ana kucağı derler Asker Ocağına. Gerçekten öyleymiş. Üşümüyorum annem.

Demiştin ya kendine iyi bak oğlum diye, babama da söyle; insan tek kalınca üzülür, içlenirmiş

Biz burada binleriz, on binleriz annem. Hepimiz ana baba çocuğu, Askeriz, MEHMETCİĞİZ annem…

Dağlarımızı saran çakallardan temizlemeğe çalışıyoruz annem,

Yıllarca Kardeş bildiklerimizde, belki aynı fırından ekmek yediğimizden,

Aynı vatanın havasını yıllar yılı soluduğumuzdan,

Şimdi nifak tohumları ekenlerin hizmetinde olanlardan,

Biz dimdik ayakta, çakı gibi askeriz. NEFERİZ ANNEM…

Az kaldı annem.30 gün… Sonra hep birlikte olacağız. Vatan borcumu bitirip sizlere kavuşacağım.

Annem, benim pamuk annem babama söyle kurbanımı, aslan oğlunun koçunu unutmasın…

Buralarda düşman uyumuyor annem. Gecemiz gündüzümüz kalmadı, Sakın, sakın şikayet ettim zannetme… Biraz önce postallarımı boyadım, silahımı temizledim.

Vatan toprağında, Şırnak’ ta Nöbetteyim, beklemedeyim, sınırdayım annem…

Birkaç gündür yoğunlaştı it sürülerinin saldırıları annem,

Ama sen üzülme, ağlama annem, beni bugünler için yetiştirmedin mi?

Hani çok sevdiğim siyah montum vardı ya; sakın kimse giymesin diye tembihlediğim.

Kardeşim, Ahmetim çok severdi, bırak giyinsin… kader bu belki döner, belki hiç dönemem..

Yirmi kişiyle uğurladığın, hasretiyle yandığın, ASKER oğlunu belki binlerle karşılayacaksın Annem…

Haziran 1995 gece yarısı, saldırıya uğradım, Kurşun yedim, Ölmedim annem.

Parola VATAN, İşareti NAMUSTUR derdin. Namusum uğruna can verdim annem.

Bana verdiğin tertemiz, helal sütüne layık olmaya çalıştım, düşmana, kalleşe yol vermedim

Ben ölmedim annem. Metinler, Mehmetler, Ahmetler Süleymanlar, Yunuslar, Yusuflar…

Kısaca MEHMETCİKLER ölmez. Hakkını helal et benim canım annem…

Annem; YARİME söyle beni beklemesin, karalar bağlamasın beyaz duvak yerine,

Bana kısmet değilmiş onunla bir yuva kurup, aynı yastığa baş koymak, çocuklarımızı büyütmek…

Annem söyle ona; dünyada istediğim tek şey; işten geldiğim zaman evimin kapısını onun açmasıydı…

Söyle ki; ondan ve hayallerimden ayrılmama sebep olanlar, Mardin’de, Şırnak’ta ve Ankara’dalar…

Benim milletimi temsil ediyorlar mecliste. Çakallar düz ovaya indiler, siyaset yapıyorlar annem…

Biz askerlikten kaçmadık, Kantinde askerlik yapmadık,

Düzmece rapor alıp, askerlikten de muafta tutulmadık.

Biz, Biz hiçbir zaman YAN GELİP Yatmadık, KELLE olmadık, ŞEHİT olduk annem…

Al Bayraklara sarılı, küçük bedenlerimizle dev olduk, geçit vermedik.

Biz Vurulduk ama BİTMEDİK annem…

Bayramlarda elini öpmeğe gelemiyorum, Üzülme Annem, ama sen sakın beni ziyaretsiz bırakma, Biliyorsun ŞEHİTLER; Şehit olunca değil, UNUTULUNCA ÖLÜRMÜŞ, sen sakın beni unutma!!!

Başını dik tut, Onurlu, gururlu ol, sen ŞEHİT annesisin… Ağlayıp, kalleşleri sevindirme…

Üzülme, ben hep sizinleyim; otobüste, dolmuşta, evde ve dükkânda… Kısaca Yüreğinizdeyim…

Bekleme beni güzel annem… sizlere hem çok yakın hem de çok uzaklardayım…

Dönemem, gelemem, sizleri bir daha göremem annem… Sana sarılıp artık öpemem.

Hakkını helal et annem. Sen de; vatan toprağım, güzel insanlarım…

Dedim ya; Ben ŞEHİDİM, Bingöl Dağlarında, Gabar’da, Şırnak’ ta, Nusaybin’de, Van’da,

Vatanın her karışındayım. Artık Tüm Türkiye’nin Şehidiyim…Görevimi tamamladım annem…

Evim, artık EDİRNEKAPI şehitliği… Mermerden Mezar taşım. Başucumda iki resim; biri Ay yıldızlı bayrağım, diğeri benim resmim. Üstünde al al açan çiçeklerim. Toprağa düştüm Çiçek oldum… Çiçeklerimi soldurma annem…

DÜN GECE BEKLEDİM SENİ EVİNİN ÖNÜNDE
VEDALASIP GİDECEKTİM ASKER’E
VEDALAŞIP GİDECEKTİM ASKER’E.

CIKMADIN BENİM İÇİN PENCEREYE ÇIKMADIN
SON KEZ OLSUN GOZLERİME BAKMADIN
HER NEDENSE SEN BENİ HİÇ TAKMADIN.

FARKETMEZ O KIZ SENİ SEVMESEDE FARKETMEZ
O KIZ SANA BAKMASADA FARKETMEZ
ARKADAŞLARIN SENİ HİÇ TERKETMEZ.!

Elime son kez aldim kagit kalemi, Bu sana son mektubum. Postaci son bir kez haber getirecek…Benden sana. Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye, Ne sevgiye ne de hislere. Simdi elimde bir sigara var, Bugün çok içtim. Bilirim kizacaksin, “Içme demistim” diyeceksin, Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim. Son kez bu kalp derdinle dolu. Bu mektubumda Seni ne kadar sevdigimi Özledigimi yazmayacagim. Artik degistim ben. Seninm umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM. Takmiyorum artik ben de seni. Hani bende bir resmin varya, Arkadasima verdim SERSERIM. Çok begenmis seni, “Al senin olsun” dedim Ama dikkat etmesini de söyledim, Olur ya çikarsaniz “Boynuzlamasin seni” dedim. Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM. Bu mektup digerine benzemiyr degil mi? Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM. Dilindeki hece bir kursun gibi saplandi yüregime. Tüm gece kanadi durmadan, Gözlerim doldu aglayamadim. Yataklara düstüm ne zamandir. Ama iyi oldu aslinda Seni umursamiyorum artik, Sen ne demistin SERSERIM. “Üzülme!” Üzülmüyorum zaten gülüyorum, Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum. Lanet olsun sana SERSERIM. Bu kadar degersiz miydi sevgim? Biliyorsun ben seni çok sevdim. Bu sana son mektubum SERSERIM. Yak istersen,istersen baskalarina okut. Ya da evet Içip içip agla, Ama sunu bil ki bu sana son mektubum. Bundan sonra hain yazar mezar tasinda Bir ölüsün artik sen hatiralarimda… SERSERIDEN CEVAP Bugün hiç beklemedigim bir anda, Mektubunu aldim GÜZELIM. Son mektubum demissin, inanmam Sen dayanamazsin bensizlige, Erirsin,bitersin günden güne. Bak ne diyorum GÜZELIM Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim Sevinirsin belki. Hediye olur ya da bir elma sekeri. Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM. Seni öptügüm o ilk ani hatirla, Nasil da çocuklar gibiydin, Bayilacaksin diye korkmustum GÜZELIM. Ben senin gibi neler geçirdim elimden, Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden. Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM? Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum, Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM, Onlarin serefine içiyoruz. Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum “Üzülme” yazmissin Sahiden dedim mi? Içkiliyken herhalde, bilirsin. “Yiktin” yazmissin Sahiden yikildin mi? Umursamazsin sanmistim Takmazsin diye ummustum, Ama madem beni umuttun, Bu sana son sözüm olsun Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM. KIZIN ARKADASIN’DAN SERSERIYE Seni tanimiyorum serseri, Ama arkadasim seni çok sevdi. “Son mektup” demisti dogru, Hem o seni çoktan unuttu. Seni çok begendim be serseri, Belki seversin, belki de… “Güzelim” demissin bizimkine, Ben de seni zevkli bilirdim. Ben ondan daha güzelim. Bak serseri! Ben seni ondan daha çok severim. Telefon numarami yaziyorum,arkada, Onu aradigin gibi beni de ara. Ayrica senin güzel gariplesti bu ara “Kalbim agriyor” diyor, Doktor bir teshis koyamiyor.Aman canim o da bir baska, Aglasa da gülüyorum der etrafa Sakin unutma beni ara. SERSERIDEN ARKADASA Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta, Ben güzelimi sevdim herseyden çok. O bana “serserim” derdi canindan koparcasina, Sen ise “serseri” diyorsun sokakta kalmisçasina. Senin gibi arkadas olmaz olsun. Güzellige gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE. Simdi birak bunlari “son mektup” derken yalan sanmistim Daha beter içer oldum, Her gece sarhosum. Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana. Simdi gerçekten mutlu mu? Yoksa baskasini mi seviyor? Hasta demistin,kalbinden hasta Yoksa bu ask hastaligimi? Benden baskasi ile… Çabuk yaz arkadas Herseyi arkadas, herseyi anlat bana. Anladim ki yasayamam ben onsuz bu dünyada. ARKADASTAN SERSERIYE Afedersin serseri yanlis yapmisim ben, O seni gerçekten çok sevmis. Son nefesinde bile adini söyledi, Yüregim parçalandi,anlayamazsin. éSERSERIM” deyisini duysaydin gözleri kapanirken.Askin öyle sarmis ki bedenini Kaybedince, yasayamadi öldü iste. Son mektunda ne yaptin? Içip içip agliyor musun? O simdi mezarinda huzurlu yatarken, Yilanlara bile seni anlatir süphen olmasin. Zaten mezar tasinda “SENI SEVMISTIM SERSERI” Yazisini görünce anlarsin. Belki bir umut vardi yasamasinda, Ama senin de ciddi olmandi. “Birkaç gün çikalim” demissin ona. “Elma sakari olur” demissin. Iste o vurdu senin güzelini, Indi zavallicigin yüregine. Simdi mezarinda derin bir uykuda, Sevgisi de sonsuzlasti onunla. Aslinda o hiç istemedi öldügünü bilmeni Ama dayanamadim yazdim iste. Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin? Içer misin, adam mi döversin? Sen de onu sevmissin öyle yazmissin, Öyleyse birak askiniz yasasin. SERSERININ ODASINDAKI NOT ; Sana GeLiyorum GüzeLim.. SeNi SeviyoRum GüzeLim…

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil,uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.

Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti.
‘Bitmeli dedi içinden, her Gün bu tatsiz uyanis bitmeli.’
Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi;
‘Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize…’

BULUSMA VAKTI…
Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.

Besiktas’a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini…

Besiktas’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
‘Bana birsey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak
‘Evet’
dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek
‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi.
Genç adam içini çektikten sonra
‘Sence biz nereye kadar gidecegiz?’ diye sordu. Genç kiz,
‘Bunu sorma geregini niye duydun?’ diye yanit verdi. Genç adam söze basladi…
”Birkaç Ay önce aksam 23:00 civarinda sana Telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana
‘Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’
demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin
‘Sen sanslisin, sevgilin sana bakar’ sözüne Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin’ demistin. Hatirladin mi?”

DUYGUSALLIGI SEVMEM…
Genç kiz,
‘Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez’ diye yanitladi. Genç adam güldü,
‘Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.’
Genç adam devam etti…
‘Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir Saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her Saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’
Genç kiz anlamisti,
‘Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü.
‘Hayir’ dedi,
‘Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da…

BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrilirsak ikimiz için de en
hayirlisi olacak.’ Genç kiz sasirmisti,
‘Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.’ Genç adam iç çekerek
‘Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk’ dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek
‘Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur…’ dedi. Genç adam
‘Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum’ yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari Masada artik iki yabanciydilar. Birkaç Dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
‘Kalkalim istersen’ dedi. Genç adam
‘Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanitladi. Genç kiz
‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam,
‘Istersen arkadas kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarildilar.

“BEN DOGRU YAPTIM…”
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:

SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM…

Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi Günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam
”Nalan’la görüsebilir miyim?” dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde…
‘Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti….’

YIGILIP KALDI…
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi…
Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi…
‘Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis…
“ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE DÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN,
BAZEN BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR…”

Sonraki Sayfa »